hub MindNexus
Üniversite & Kariyer

Farklı Disiplinleri Harmanlamak ve Üniversite Hayali

K
Kaan Sezgin · Kurucu ·~7 dk okuma

Pek çoğumuz, lisans eğitimi okumanın bize ciddi bir katkı sağlayacağı ve kendi kendine birçok kapıyı açacağı düşüncesine sahibiz. Bunun büyük bir yanılgı olduğunu, lisans eğitiminin Türkiye şartlarında büyük ölçüde değersiz bir kuruma dönüştüğünü belirterek başlamak istiyorum. Bazı bölümler toplumun kâhir ekseriyeti üzerinde ciddi manada etki sahibidir ve doğrudan topluma temas eder; örneğin tıp, hukuk, mühendislik, dişçilik vb. alanlar. Fakat açık olmak gerekirse, bunların arasında —tıp dışında— bitirdikten sonra doğrudan ağırlığı olan bir maaşla meslek sunacak bir bölüm yok.

Bunun nedenleri üzerine pek çok yorumda bulunulabilir: gençler iş beğenmiyor denilebilir, iş bulamıyoruz denilebilir; hepsi bir görüş elbette. Ancak durum tam olarak işin olmaması değil. Türkiye'de lisans mezunları birçok işte çalışabilir; ancak sizi mezun eden üniversitenin sizin üzerinizde yarattığı algı doğrultusunda bir iş bulamayacağınızı belirtmeliyim.

insights Diploma tek başına ne verir?
school Diploma Otomatik başarı
school Diploma + bolt Donanım Değer

Ne demek bu? Avukat örneği

Karmaşık göründüğünün farkındayım, ancak biraz açalım. Okuduğum bölüm özelinde örnek vereyim. Pek çok kez duymuşsunuzdur: "Her yer avukat, avukatlar düşük ücretlere çalışıyor." Evet, doğru. Ancak işin garibi —ve belki bunu duymak saçma hissettirebilir— o kişiler avukat oldukları için bu kadar az para kazanıyorlar.

"Ne demek avukat oldukları için az kazanıyorlar, çok kazanan avukatlar yok mu?" Var… Ancak sandığınız anlamda değil! Toplumun yarattığı avukat profili; mahkemede duruşmalara katılan, avukat cüppesini giymiş, havasından yanına yaklaşılmayan, müvekkilleriyle görüşmekten vakti olmayan bir profildir. Mesela en çok kazanan avukatların ağırlıklı olarak adliyenin yolunu bile bilmediğini söylesem benimle dalga geçebilirsiniz. Ama gerçek bu! Çünkü onlar bildiğiniz anlamda bir avukat değil; olsa olsa stratejik çözüm ortağı ve risk önleyici olarak konumlandırırdım. Ancak bunun doğrudan bir karşılığı yok. Bunu "Hukuk okunur mu?" yazımda daha detaylı açıklamıştım, okuyabilirsiniz.

Üniversiteler dönüşümü yakalayamıyor

Şimdi devam edelim. Zaman süreğen bir şekilde ilerler; insanların ihtiyaçları farklı biçimlerde şekillenir, iş kolları dönüşüm geçirir, ancak üniversiteler bu dönüşümleri kolayca yakalayamaz. 20 yıl önce klasik anlamda avukatlık ağırlığı olan bir meslekti; ancak şu an bu anlamda avukat arzı fazla olduğu için bu avukatlar pastadan büyük pay alamıyor. Ancak kendini çağın gereksinimlerine uygun donanımlarla yetiştirmiş bir avukatı —"avukat" olarak tanımlamanın zorluğu bir yana— gerçekte ciddi paralar kazanırken görüyoruz. Çünkü değişen ihtiyaçlara anlamlı cevaplar üretiyor; kendi niteliğinde bu işi gören kişi sayısının az olmasına ek olarak, çözdüğü problemin değeri yüksek olduğu için ciddi paralar kazanıyor.

Peki burada artık ne yapılmalı? Aslında cevabı bulacak kişi tam olarak sizsiniz. Hukuk okumak istiyorsanız, "çağın gereksinimleri neler?" sorusuna cevap verdikten sonra, "bu gereksinimleri karşılamak adına kendime nasıl bir donanım katmak zorundayım?" sorusuna bir cevap bulmalısınız.

Disiplinlerin özü aynıdır, değişen görünümleridir

Sonuçta yapmanız gereken şey, disiplinler arası okumalar yapmak ve bunun sonucunda farklı disiplinlerde de kendinizi geliştirmek. Örneğin hukuk okuyan bir öğrencinin muhasebe yahut iktisat öğrenmesi, paranın merkezde yer aldığı hukuk disiplinlerinde sorun çözücü bir profile evrilmesini sağlayabilir. Ya da ekonomi okuyan bir öğrencinin, ek olarak işletme tarzı disiplinler okuyarak iş modelleri kurma ve bu iş modellerini büyütme becerisine sahip olması gibi. Çözümü bulması gereken —tekrar ediyorum— sizsiniz. Ancak karmaşık hale gelen ihtiyaçlar, tek tip disiplinlerle karşılanamaz hale geldi.

hub Disiplinleri harmanla
balance Hukuk+calculate Muhasebe / İktisatSorun çözücü
trending_up Ekonomi+business_center İşletmeİş modeli kurucu
gavel İdare Hukuku+payments MaliyeÇok boyutlu öğrenme

Kendi alanımı mı okuyayım, başka alanları mı?

Burada şöyle bir soru gelebilir zihninize: "E biz kendi alanımızı mı okuyalım, başka alanları mı?" Cevabım size garip gelebilir ama net: Okulda size öğretilen müfredatı bir sınav geçme aracı olarak gören bir öğrenci için, disiplinler arası okumanın ve kendini geliştirmenin hiçbir manası yoktur. Çünkü bu kişi öğrenmek için değil, not almak için çalışıyor.

Öğrenilen ve özümsenen bilgi kolay kolay unutulmaz.

Disiplinler arası öğrenim ise, öğrenme sürecini zorlaştırmak bir yana, hayli kolay hale getiriyor. Örneğin idare hukuku gören biri, eş zamanlı olarak maliye de öğrenmeye çalışırsa iki alanı da çok kompleks bir şekilde öğrenebilir; çünkü bilgiyi tek tip değil, çok boyutlu olarak öğrenmiş olur. Bu da özünde bilginin sağlam bir şekilde özümsenmesini sağlar. Bunun detaylarını, "Nasıl öğreniriz?" başlığı altında ayrıca ele alacağım.

Sonuç

Disiplinler arası öğrenme, iki taraflı bir kazan-kazan metodu. Yani hem mevcut bilgilerinizi özümsemenizi sağlar, hem de sizi birçok alana kolayca entegre olan bir sorun çözücü statüsüne geçirir. Bunun ciddi bir zaman maliyeti olduğunu düşünebilirsiniz —ve haklılık payınız da var— ancak maliyet-getiri dengesi temelinde bakacak olursanız, bu aslında getirisi çok yüksek bir yatırım olarak ele alınabilir.

workspace_premium Kazan-kazan
hub Disiplinler arası öğrenmeBilgiyi özümser
Sorun çözücü statüsü
savings Yüksek getirili yatırım

Doğru bölüm kadar, üstüne ne katacağın da kritik.

MindNexus'te önce eksiğini teşhis eder, hedefine ve çağın gereksinimlerine göre yol haritanı birlikte kurarız.

— Kaan Sezgin, MindNexus kurucusu

arrow_back Tüm yazılar