Disiplinli Çalışmak
Disiplinli çalışmak, belirli bir hedefi olan ve bu hedef uğruna karar vermiş pek çok kişinin en temel hedeflerinden birisidir. Çünkü disiplinli bir çalışma sürdürmeksizin başarının gelmeyeceğini herkes bilir. Bu bilince sahip olunmasına rağmen neden birçoğumuzun disiplinli bir çalışma sürdürmediği konusu ise aslında zihinlerimizi meşgul eder. Neticede her gün belirli saatlerde belirlenen derslerin çalışılması neden zor olsun ki!
Bu şekilde söyleyince ne kadar kolay göründüğünün farkındayım: 12'de derse otursam 14'e kadar matematiği hallederim, 1 saat mola versem 3'te derse başlarım… Günün sonunda ise 12'de başlanan, 2'ye kadar bitirilmesi planlanan ders bitirilmemiş, 1 saat mola 2 belki 3 saate sarkmış, yapılması gereken birçok şey eksik bir şekilde yapılmış ve belki hiç yapılmamış hissiyatı ile günü kapatırız. Pek çok kişinin yaşadığı durum ne yazık ki tam olarak budur. Ufak bir azınlık ise bu sorunu tamamen değil belki ama büyük ölçüde çözerek, istikrarlı bir çalışma düzeni kurarak başarıya ulaşır. Çünkü YKS bir zekâ ölçme sınavı değildir; sınırları ve tanımları belirli, ölçülü ve disiplinli bir çalışma ile karşılığını veren bir yarıştır.
Program neden çöküyor? Önce sebepleri bulalım
Peki asıl sorumuza gelelim: başaranlar bunu nasıl yapıyor? Bu soruya cevap vermeden önce mevcut planların başarısız olmasının sebeplerini bulalım. Şimdi günlük rutininizi düşünmenizi istiyorum: 12'de çalışmanız gereken bir matematik dersiniz var; diğer derslere de zaman kalması adına 2 saatlik bir çalışma öngördünüz. 2 saat masada kalmayı başarıp dersi çalıştınız ancak hedeflediğiniz neredeyse hiçbir şey bitmedi.
Cevap aslında sorunun kendisinde gizli: yapmanız gereken —en azından yapmanız gerektiğini düşündüğünüz— şeyler, iki saatlik bir zamana sığdırılamayacak kadar geniş. Bu bizi ilk soruna götürür: programı olması gerekenden daha geniş hazırlamak. Çünkü 2 saatte matematikten 100 soru çözmenin sizi başarıya götüreceğini düşünüyorsunuz. Bu ise yapılan en büyük yanlışların başında gelir.
Bu sorunu çözmek için öncelikle o an çalıştığınız derste standart olarak neler yaptığınızı ve belirli sürelerde ne kadarını yapabildiğinizi ölçmeniz gerekir. Program yapmadan önce sınırlarınızı bilmelisiniz. Saatte 200 km hızla gidebilen bir aracı 300 km hızla hareket ettirmeniz hâlinde, burada zararlı çıkan araç olacaktır.
İkinci sorun: dikkat dağıtıcılar
Gelelim bir diğer soruna: verilen molaların uzaması. Bunun tam olarak neden kaynaklı olduğunu aslında birçoğunuz çok iyi biliyorsunuz: dikkat dağıtıcılar… Buna neyi örnek verebiliriz? TV, tablet, bilgisayar, TELEFON ve sosyal medya. Gündelik yaşantının sıradan bir parçası hâline gelmiş, bırakmanın neredeyse imkânsız hâle geldiği araçlar. Bunun farkındayım; ancak yapmanız gereken bunları ortadan kaldırmak değil, yönetilebilir hâle getirmek.
Ne demek yönetilebilir hâle getirmek? Basit örneklerle ifade edelim. Örneğin ders molalarında telefona bakmak yerine yalnızca uzanıp kafanızı dinlendirmek; örneğin yemek yerken dizi/film izlemek yerine yalnızca yemeğinizi yiyip derse devam etmek. Yani dinlenme aralarında bu araçları alternatif olmaktan çıkarmak ve ders çalışma saatleri dışında bu araçları kullanmak anlamına gelir.
Sosyal medya beyne ne yapıyor? (Dopamin)
Bu araçların zihninizde yaptığı etkiyi açıklamak, bunu neden yapmanız gerektiği konusunda size destek olacaktır. Sosyal medya, zihin için çok güçlü bir uyarandır: basitçe, etkileşim hâlinde bulunduğunuz her an beyin ciddi manada dopamin salgılamasına sebebiyet verir ve zihin bu faaliyetlerden yüksek düzeyde dopamin aldığı an, artık ders çalışmak, kitap okumak tarzı faaliyetler zihin için oldukça sıkıcı olmaya başlayacaktır.
Basitleştirelim: örneğin sosyal medyada 30 dakika gezinmek beyne 200 br dopamin salgılatsın, ders çalışmak ise 30 br olsun. Basit bir tercih yapmasını isteyelim zihinden: 30 dakikada 200 br dopamini mi yoksa 1 saatte 30 br dopamini mi tercih eder? Cevap oldukça basit: daha kısa sürede daha yüksek dopamini tercih edecektir.
30 dakikada
1 saatte
Yanlış anlaşılmasın; aslında bu, beyin için kısa vadede çok kârlıdır. Bunu şuna benzetebiliriz. 1 saat çalışarak 1.000 TL elde etmek mi, 2 saat çalışarak 500 TL elde etmek mi? Pek çok kişi burada işin zorluğunu sorabilir: örneğin 2 saat çalışarak 500 TL kazanmak belki masa başı bir iş gerekiyordur, ancak sosyal medya ve ders çalışma örneğinde durum tam tersi. Ders çalışmak, sosyal medyada vakit geçirmeye nazaran hem çok daha zor hem de beyin açısından dopamin getirisi çok daha az.
Örneği daha somut hâle getirelim: 1 saat masa başında oturarak 1.000 TL kazanmak mı, 2 saat tarlada çalışarak 500 TL kazanmak mı! Sonuç pek çoğunuzu şaşırtmaz…
Özet: iki basit değişiklik
Nihai olarak noktalandırmak gerekirse, yapılacak şey temelde gündelik çalışma döngüsü içerisinde iki basit değişiklik yapmak:
- Ne çalışacağını ve kaç saat çalışılması gerektiğini iyi bilmek — ki bu, önce kendini çok iyi tanımakla başlar.
- Dikkat dağıtıcıların ders çalışma süreleri içerisindeki rolünü ciddi anlamda kısıtlamak (tamamen kaldırmak değil), sonuç olarak yönetmek.
Sınırını tek başına ölçmek zordur.
MindNexus'te önce nerede ve neden zaman kaybettiğini teşhis eder, kapasitene uygun gerçekçi bir program ve dikkat düzenini birlikte kurarız.
bolt Ücretsiz Teşhisimi Başlat— Kaan Sezgin, MindNexus kurucusu